İş kazasında işçiyi ağır kusurlu kabul eden sistem


Yazdır

.

İşe girerken önüne konan yazılı belgeleri okumaya çalışan, iş sözleşmesine ufak da olsa itiraz eden işçi işe alınmaz.

Gece 7.5 saatten fazla çalışmak yasaktır. Gece 7.5 saatten fazla çalışmam diyen işçi “bozguncu” olmakla suçlanıp işten atılır.

Haftalık çalışma süresi 45 saattir. Fazla çalışma için işçinin onayı gerekir. “Ben bu onayı vermiyorum” diyen işçi bir daha çalıştığı sektörde iş bulamayacak şekilde işten atılır.

Almadığı işçi sağlığı iş güvenliği eğitimini almış gibi gösteren, teslim edilmeyen koruyucu malzemeyi teslim almış gibi gösteren belgelere imza atmam diyen işçi, işvereni tarafından hemen kapının önüne konulur.

Kısaca yasal haklarını işverenin istediği kadar ve işverenin istediği zaman kullanmayan, yasal hakkım neyse onu istiyorum diyen hiçbir işçi çalıştığı yerde bir gün daha çalıştırılmaz.

Hiçbir işveren işçilere “Haklarını yasa böyle emrediyor, ben yasaya uymak zorundayım, bu nedenle yasal hakları eksiksiz ödeyeceğim” demez.

İşverenin işçilerin yasal haklarını ödemeleri için ya işyerinde güçlü bir sendikanın örgütlü olması ya da o işyerinin sık sık denetleniyor olması gerekir.

Kendilerini “kurumsal işyeri” olarak tanımlayan, sendikaların örgütlenmesine izin veren ve yasalara saygılıymış gibi görünmeye özen gösteren, hatta yasalara uygun davranma konusunda iddialı olduklarını ileri süren işverenler ise yasaları tedarikçi firmalar üzerinde rahatlıkla delerler.

Kurumsal işyeri kurumsal olmayan işyerine işin belirli bir parçasını, kendisinin belirlediği zamanda, kendisinin belirlediği ücret karşılığında  teslim etmesi koşuluyla verir. Kendisini kurumsal olarak tanımlayan ana firmadan işi alan kurumsal olmayan işyeri, yani tedarikçi firma da kurumsal işyerinin istediği ücrete ve onun istediği zamanda işi yetiştirmek için iş yasasını askıya alır.

Günde 12 saat çalışan yorgun, bitkin işçi iş kazası yaptığında almadığı eğitimler almış gibi önüne konulur.

İşçiye teslim edilmeyen veya teslim edilmiş olsa dahi kalitesiz olduğu için kullanamadığı koruyucu malzemeyi kullan(a)mamış olduğu, kaza sonrasında hemen tutanakla tespit edilir.

Makinelerin güvenlik aksamlarını sanki işçi canından bezmiş de kendisi devre dışı bırakmış gibi raporlar yazılır.

Sürekli arttırılan iş temposu, işçinin önüne konulan ulaşılması zorunlu uçuk üretim hedefleri, sıradanlaşan uzun çalışma saatleri, verilmeyen ara dinlenmeler, makine başında aceleyle yenen yemekler, üretim hedeflerini tutturamama korkusunun, işten atılma korkusunun, vermiş olduğu stres, aşırı yüklenmeye bağlı dikkat dağılımı kaza sonrasında hiç hesaba katılmaz.

Kendisini düşünmeyen, işçi sağlığı iş güvenliği önlemlerini ciddiye almayan, üç kuruş daha fazla kazanmak için fazla çalışmaya koşarak giden, sakar, dikkatsiz bir işçi tarifi yapılır.

İşçi sağlığı iş güvenliği haftalarında sakar, dikkatsiz işçi tanımının ısrarla altı çizilir.

Kaza olduğunda yaralanan, kolu kopan, gözü çıkan işçi, henüz daha tedavisi yeni bitmişken Sosyal Güvenlik Kurumundan (SGK) gelen yazıyla bir kez daha şoka girer.

SGK iş kazası nedeniyle ödediği geçici iş göremezlik ödeneğinin ve işçinin meslekte kazanma gücü kayıp oranı yüzde 10 ve üzeri ise sürekli iş göremezlik gelirinin üçte birini, yasal faizleriyle birlikte geri istemektedir.

SGK’den bu yazıyı alan işçilerin çoğu resmi kurumdan gelen bu yazıdan korkar, istenilen parayı öder. Çok az işçi bu yazıyı alınca bir bilene danışır.

5510 sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık  Sigortası Kanunu’nun 22. maddesi “iş göremezlik ödeneği veya sürekli iş göremezlik geliri; … Ceza sorumluluğu olmayanlar hariç, ağır kusuru yüzünden iş kazasına uğrayan, meslek hastalığına tutulan veya hastalanan sigortalının kusur derecesi esas alınarak üçte birine kadarı Kurumca eksiltilir” hükmünü getirmiştir.

SGK, işveren tarafından hazırlanmış belgelere, verilmediği halde verilmiş gibi yapılan işçi sağlığı iş güvenliği eğitimlerine, işverenin aşırı üretim zorlamasıyla kapatılan emniyet butonlarına bakarak kendisine göre işçiyi ağır kusurlu bulup ödediği geçici iş göremezlik geliri ile sürekli iş göremezlik gelirinin üçte birini geri ister.

Korkarım ki eğer işçiler, sendika gibi sendikalarda örgütlendikleri bir çalışma yaşamını var edemezlerse daha çok uzun süre kopan parmakları için bir de ağır kusurlu olarak suçlanıp SGK’ye para ödemek zorunda kalacaktır.



Daha Yeni:



Daha Eski: