Seçim Sonrası Beklentiler


Yazdır

.



Cumhurbaşkanlığı seçimi öncesinde, anketlerin AKP adayını yüzde 50'nin çok üzerinde göstermesi karşısında, toplumbilimciler ve halk sağlıkçılar haklı olarak, yerel seçimlerden kısa bir süre sonra nasıl böylesi bir farkın oluşabileceğine akıl sır erdiremediklerini belirtiyorlardı. Öyle ya, aradan yalnızca dört ay geçmişti ama cumhurbaşkanlığı seçiminde AKP'nin adayının değişik araştırmalarda %53-57 arasında değişen oranda oy alacağı bildiriliyordu. Uzman değerlendirmeleri, iki seçim arasında katılım oranının böylesine değişebileceğini öngörememişti.

OY VERMEYENLERİN DURUMU

Cumhurbaşkanlığı seçim sonuçlarında, büyük ölçüde oy vermeyen seçmenler belirleyici olmuş ve seçim bu nedenle ikinci tura kalmamıştır. Katılım, yerel seçimlere göre %89'dan %74'e düşmüştür. Oy vermeyenlerin genelde CHP seçmeni olduğu, oy vermeme kararında "çatı adayı" diye adlandırılan İhsanoğlu'nun sağ köken ve eğilimli niteliğinin kilit rol oynadığı anlaşılmaktadır. MHP'lilerin önemli bir bölümünün ise, CHP ile işbirliğini onaylamayıp AKP adayına oy verdiği belirtilmektedir. Bu eğilim, İç Anadolu ve Karadeniz seçmeninde daha da belirginleşmekte; Ege ve Akdeniz kıyılarındaki MHP oylarının ise “çatı”ya yansıdığı gözlenmektedir.

Kayıtlı seçmenlerin dörtte birini aşan büyük bir kitle bu seçimde oy kullanmamıştır. Tayyip Erdoğan’ın Cumhurbaşkanlığı’nı kıl payı farkla kazanmasının nedeni budur. Çünkü AKP'nin dört ay önce belediye meclisi sonuçlarına göre %42,9 (il genel meclisi sonuçlarına göre %45,4) olan oyu, az bir sayısal artışa karşın, oransal olarak %51,8'e çıkabilmiştir. Çatı blokunun oyu ise yerel seçimlerdeki %44,1'den (belediye meclisi sonucu), bu seçimde %38,4'e düşmüştür. Buradaki sayısal azalış, yaklaşık 5 milyon seçmendir. Öte yandan, oy vermeyen toplam seçmen sayısı 14 milyonun üstündedir. Yerel seçimde de oy vermeyen %11'e karşılık gelen 5 milyonun üstündeki oyu ve iki seçim arasında oy verme hakkı kazanan yeni seçmenleri dikkate alınca, toplam oy vermeyen sayısına yaklaşılmaktadır. Yani özetle, oy vermeyenlerin ana kitlesini CHP'liler ve CHP'ye oy vermesi olası diğer solcular oluşturmaktadır.

SEÇİM SONUCUNUN DOĞURDUĞU BEKLENTİLER


Nedenleri ne olursa olsun, birinci sonuç, seçilen itibariyle durumun son derece ciddi ve kritik oluşudur. Seçim sonrasındaki balkon konuşmasına karşın, daha önce yaşanmış olan onca örnek dikkate alındığında, söylenenlerin tersi yönünde bir yönetim tarzının geçerli olacağını kestirmek için kâhin olmaya gerek yok. Emek, özgürlük, eşitlik ve demokrasi ekseninde savaşım veren tüm kesimlere bundan böyle daha çok görev, sorumluluk ve bedel ödemek düşecektir.

Seçim sonrası beklenen ve de umut veren ikinci sonuç ise, HDP adayı Selahattin Demirtaş'ın HDP oylarını hem sayısal, hem oransal olarak artırması ve kritik eşik olan %10' a hemen hemen ulaşılmasıdır. Batı ve İç Anadolu'da, Karadeniz dahil kıyılarda oy oranları bindeli değerlerden yüzdeli değerlere yükselmiştir. Büyük kentlerdeki toplam artışın bir milyona yaklaştığı anlaşılmaktadır.

Sonuçlar, seçimde izlenen doğru politikanın Türkiye'nin her bölgesindeki insanlarında karşılık bulduğunu göstermesi açısından değerli ve öğreticidir. Bu sonuçların iyi değerlendirilmesi ve CHP de içinde olmak üzere, özellikle solda politika yapanlara ışık tutması, ülkenin geleceği açısından çok yararlı olacaktır. Ezilen tüm kesimler ile sol değerleri eksen alan emek yanlısı politikaların Türkiye halkını etkileyebileceği açıkça görülmüştür. Bu politikanın daha da geliştirilerek sürdürülmesi, halkların kardeşliği ve ortak yaşamın güvencesi olarak büyük önem taşımaktadır.

Bundan sonra umudumuz ve beklentimiz, bu kıvılcımın tetikleyici olması ve doğru politikalarla tüm Türkiye'yi kucaklaması, emek ve demokrasi mücadelesinin bu doğrultuda sürdürülmesidir.

Dr. Özen AŞUT



Daha Yeni:



Daha Eski: